İBS Mgazin

    Pokemon Go, Bu Çocukları Bağımlı Hale Getiriyor!

    Teknolojiyle hayatımıza giren ve son zamanlarda Pokemon Go çılgınlığıyla bir kez daha gündeme gelen oyun bağımlılığı önlem alınmazsa kişinin yaşamını alt üst edebiliyor. Ergenlik dönemindeki gençlerin en büyük risk grubunu oluşturduğuna dikkat çeken uzmanlar, bu noktada aile ve sosyal çevrenin desteğinin büyük önem taşıdığını belirtiyor.

    Uzmanlar içe kapanık, kendini ifade etmekte zorlanan, aile ve arkadaş ilişkileri zayıf ergenlerde oyun bağımlılığı gelişme riskinin çok daha fazla olduğunu kaydediyor.

    Ailelerin böyle bir durumda çocuklarıyla daha çok iletişim kurmaları tavsiye ediliyor. Ayrıca arkadaşlarıyla görüşmesine, hobiler edinmesine ve spora yönelmesine destek vermeli. Oyun bağımlılığının sürmesi ve ailelerin çabalarının yetersiz kalması durumunda bir uzmana başvurulması gerekiyor.

    Filli Boya ‘Çocukları’ Sevdi

    Filli Boya, bir süredir çocuk merkezli sosyal sorumluluk projeleri ile gündemde. Bu projelerden biri olan “Filli Boya Bilim Kampı”nın üçüncü edatabı Ağustos’ta gerçekleştirildi. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın yanı sıra TÜBİTAK-TÜSSİDE ve akademisyenlerin desteği ile hazırlanan proje kapsamında çocuklara uygulamalı akademik eğitim veriliyor, psikolojik destek sunuluyor.

    Projenin üçüncü  etabında çocuklar, Ulusal Meteroloji Enstitüsü, Malzeme Enstitüsü, Gen Mühendisliği ve Biyoteknoloji Enstitüsü, Sismolojik İzleme Deprem Eğitim Merkezi, Gıda Enstitüsü gibi kurumlarda çalışan bilim insanlarını gözlemleme şansı yakaladı.

    TÜBİTAK MAM enstitülülerinin yanı sıra, İzmit Bilim Merkezi’ni de ziyaret eden çocuklar, kamp boyunca deprem, gıda, DNA izolasyonu ve DNA zinciri, petrol, mineraller, biyoteknoloji, yazılım, kodlama, fizik kuralları, kimya, model uçak yapımı, yaratıcı çalışmalar gibi birçok alanda kazanımlar elde ettiler. Kampın son günü ise çocuklar, sanatsal yönlerini ortaya çıkarmak ve hayal güçlerini harekete geçirmek amacıyla kendi kamp afişlerini tasarladılar.

    Özgün bir iş gerçekleştiren Filli Boya, 2016 sömertr tatilinde de benzer bir kamp düzenlemiş ve hem ebeveynlerin hem çocukların hayranlığını kazanmıştı.

    2016-2017 eğitim yılı yarı yıl tatilinde düzenlenecek olan Filli Boya Bilim Kampı’nı sakın kaçırmayın. Bizden söylemesi…

    Kate Middleton, Prens George’u Böyle Terbiye Ediyor!

    Kate Middleton ve Prens William’ın kraliyet ailesi olduğuna bakmayın. Onlar da her aile gibi evde kurallar koyuyor, çocuklar şımarık büyümesin diye de elinden gelen her şeyi yapıyor. İngilteren’in magazin sayfası; radar online sitesi, Middleton ve Prens William’ın oğulları George’u nasıl terbiye ettiğini Saray içinden kaynaklara dayanarak anlattı. Buna göre, Kate Middleton ve Prens William’ın Prens George’u yetiştirirken başvurdukları yöntemlerden bazıları şöyle:

    – Prens George bazen yemek yemeyi reddediyor. Kendisine verilen yemeği yere fırlatıp etrafı da kirletiyor. İşte böyle zamanlarda eğer çevre onun yemeyi reddedip saçtığı yemekler yüzünden kirlenmişse temizlenmesine de yardım ediyor.
    – Prens George’un yemek yemediği öğünlerde kimse ona başka bir yiyecek vermiyor ve o gece yatağa aç giriyor. Durum böyle olunca da küçük prens genellikle yemeklerini sorun çıkarmadan yiyor.
    – Her ne kadar sonsuz imkanları olsa da ailesi şımarık bir çocuk olarak yetişmemesi için Prens George’a her istediğini almıyor. Örneğin bir oyuncak araba için ağlamaya başladığında annesi de bir anda onu taklit ediyor. Bu duruma şaşıran Prens George, önce ağlamayı kesiyor sonra da annesinin haline gülmeye başlıyor.
    – Prens George da bütün çocuklar gibi kimi zaman parkta arkadaşlarıyla oynarken huysuzluk yapabiliyor. Böyle durumlarda davranışlarını düzeltmesi için bir kez uyarılıyor. Eğer yine aynı şekilde davranmaya devam ederse de hemen parktan alınıp eve götürülüyor.
    – Prens George bazen kendisine söylenen sözleri dinlemiyor ve bağırarak tepki gösteriyor. İşte öyle durumlarda annesi onu sakinleştirmek için en sevdiği şarkılardan birini söylüyor. Ya da sesini çok sevdiği Afrika’ya özgü vurmalı çalgılara benzeterek onu sakinleştirmeye çalışıyor.

    Ayın Etkinliği: Kayıp Balık Dori

    Kayıp Balık Nemo’yu hatırlamayanınız yoktur. Gösterime girdiği dönemde çocukların yanı sıra yetişkinlerin de büyük beğenisini kazanmış, en çok izlenenler arasına girmişti. Sıradaki haber onunla ilgili. Evet, Disney/Pixar’ın yediden yetmişe herkesin sevgisini kazanan ve gişe rekorları kıran çizgi filmi “Kayıp Balık Nemo”, devam filmi “Kayıp Balık Dory” ile geri dönüyor. 2 Eylül’de vizyona girecek olan bu devam filminde, Nemo ve Marlin ile birlikte, unutkan Mavi Tang balığı Dory’nin geçmişine ilişkin yanıtlar aramaya çıkıyoruz. Heyecan ve komedi dozu oldukça yüksek bu yeni macerada Dory neleri hatırlayabilecektir? Ailesi kimdir? Balina dilini nereden öğrenmiştir? Kayıp Balık Dory’nin fragmanını aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.

    Boyner’den ‘Askıda İyilik’ Projesi

    Boyner’in, Haziran ayında başlattığı “Askıda İyilik” projesi tüm hızıyla devam ediyor. Müşterilerinden yoğun ilgi gören projenin sloganı ise “İyiliğin modası geçmez.” Proje kapsamında şu ana kadar 10 bin “iyilik paketi” Lokman Hekim Sağlık Vakfı aracılığı ile ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldı. Hazırlanan “iyilik paketleri” yetişkinler için alt ve üst parçalardan oluşan kombin; çocuklar içinse alt, üst parçaların yanı sıra çorap ve şapka da içeriyor.

    Yetişkin iyilik paketleri 15 TL’den, çocuk iyilik paketleri ise 20 TL’den satışa sunuluyor. Boyner ve YKM mağazalarından paketlerden birini alıp askıya bırakmak mümkün olduğu gibi, “www.boyner.com.tr” sitesi üzerinden de kampanyaya katılmak mümkün. Ancak site üzerinden kampanyaya katılacak olanların arama bölümüne “askıda iyilik set” yazmaları gerekiyor. Çünkü ana sayfada kampanya linki bulunmuyor. Yoğun ilgi gören ‘Askıda İyilik’ projesine ilaveten Boyner ve YKM mağazalarında bu iyilik hareketinin bir parçası olan ‘İyiliğe Dönüştür’ kampanyası da devam ediyor. Boyner ve YKM müşterileri kullanılmayan kıyafetlerini mağazalara getirerek modası geçmeyen bu iyilik hareketine ortak olabilirler.

    Türkiye’nin Girişimci Anneleri Konuşuyor – Bölüm 3

    Türkiye’nin girişimci anneleri onlar. Hepsi de anne olmadan önce kurumsal şirketlerin bünyesinde çalışıyordu; ama bebeklerini kucaklarına aldıktan sonra kimi genç kızlık hayallerinin peşinden koştu büyük bir cesaretle kimi ise ihtiyaca merhem olmak için zorlu bir işe girişti. Sonuç mu? Hepsi işlerinde başarılı birer girişimci oldular. Ve elbette annelerin ve çocukların ihtiyaçlarını gözeterek her gün yeni yeni projeler geliştiriyorlar. LegaFun World Yöneticisi Gamze Malkoç da yorulmak bilmeyen girişimci annelerden biri. Prematüre bebek annesi olan Malkoç’un girişimcilik serüveni bebeğini hastanede bırakıp eve geldiği o ilk gün başlamış. Şimdi söz Gamze Malkoç’ta:

    ‘Benim İhtiyacım Olan Başkalarının da İhtiyacıydı’

    -Her kadının hayatındaki en önemli kararlardan biridir ‘anne olmak’. Peki sizin annelik serüveniniz nasıl başladı?
    Bir çok kız çocuğu gibi anne olmak istiyordum bende; küçüklüğümden beri. 25 yaşında çok aşık olarak evlenip, evliliğimizin birinci senesinde bebeğimiz olacağının haberini alınca dünya daha bir farklı dönmeye başlamıştı benim için. Klasik denebilecek hamilelik süreci, prematüre bir bebeğe sahip olarak sonlandı. 27 yaşına kadar hiç ama hiç prematüre bir bebeğe ve annesine rastlamamıştım. Yenidoğan yoğun bakım ünitesinin önemini hiç düşünmemiştim. Bebeğini hastanede bırakıp eve tek başına dönen bir annenin neler hissedebileceğini o gün yaşamasaydım asla bilemeyecektim. Birçok korku ve hayal kırıklığı ile başlayan anneliğimin ilk günleri, çok güçlü ve her duruma hazır olması gereken, inancını yitirmeyen, bebeğinin ihtiyaçlarını tam anlayıp, o ihtiyaçlara yetebilmeye odaklanan bir kadın olmam ile devam etti. Kafası avucumun içini doldurmayan kızım, bugün 4,5 yaşında, hayatı anlamaya ve anlamlandırmaya çalışan, oyunla hayali gerçeğe dönüştüren ve en önemlisi hayatının ilk günlerinde verdiği savaşla güçlenen, ayakları üzerinde daha şimdiden durabilen bir çocuk oldu.

     

    ‘Hastanede Bebeğimi Bırakıp, Eve Geldim ve Düşündüm’

    – Anne olduktan sonra mı kendi işinizin sahibi olma fikri ortaya çıktı?
    Hamileliğimi huzur içinde geçirme isteği ile, profesyonel iş hayatımı sonlandırmıştım. 3 yaşına kadar da profesyonel hayata dönme fikrine sahip değildim. Her anını doya doya yaşayıp, ailemizin doğrularına göre kızımın çekirdek dünyasını şekillendirmekti tüm hedefim. Prematüre bir bebeğe sahip olacağımı ve bir kadın, bir anne olarak tüm o duygularımı yaşayacağımdan habersizdim bu kararları verirken.
    Hastanede bebeğimi bırakıp eve tek başıma döndüğümde, bilgisayar başına geçip prematüre bebekler hakkında araştırma yapmaya başladığımı hatırlıyorum. Aslında okumak istediğim sağlık makaleleri değildi. Daha önce benim yaşadıklarımı yaşayan diğer annelerin duygularını okuyup güç toplamaktı isteğim. Ancak hiç öyle bir yazıya denk gelmedim.
    Ve düşündüm…
    Madem bu arayış benim için bir ihtiyaçtı ve madem bu dünyanın tek prematüre bebeğine sahip kişi de ben değildim. O halde neden ben yazmıyorum diye düşünerek 2012 yılında “www.legabebe.com”, bir annenin güncesi olarak yayın hayatına başladı. Ve çok geçmeden 2013 yılında Legabebe Aktivite, 2016 Mayıs ayında ise “www.legafunshop.com” girişimcilik serüvenimin 3 temel dönüm noktası oldu.
    Bilirsiniz icatlar ihtiyaçtan doğar. Anne olduktan sonra ihtiyaç hissettiklerim, girişimlerimin çıkış noktası oldu.

    – Anladığımız kadarıyla, annelik cesareti, beraberinde girişimcilik ruhunu getiriyor; doğru mu?
    Bu fikre çok katılmıyorum. Belki çocukluğum ve gençliğim, belki karakterim, belki hayallerim idi beni girişimciliğe iten. Ve bunların yanında benim için ihtiyaç olanların, başkalarının da ihtiyacı olabileceği düşüncesi idi.

     

    ‘Legabebe Büyüdü ve LegaFun World Oldu!’

    – Peki fikir nasıl ortaya çıktı ve gelişti?
    Az önce bahsettiğim gibi Legabebe tamamen prematüre bebek sahibi bir annenin, duygusal ihtiyaçlarının cevabı olmak için doğdu, gelişti ve her geçen gün gelişmeye devam ediyor. “Legabebe Aktivite”, Türkiye’nin İlk Gezici Çocuk Atölyesi yine bir ihtiyacın eseridir 🙂 Alınan oyuncakların beklentilerimizi karşılamaması, hayal ettiğimiz sürede çocuklarımızın ilgisini çekmemesi gibi fark edişler ile, evdeki basit malzemelerin en eğlenceli ve konsantrasyon artıcı oyun haline dönüşebildiğini fark ettiğim gün ve yine bu fark edişi diğer annelerle paylaşıp, geliştirme isteğiydi. Her geçen gün artan paylaşımlar, internet ortamının dışına taşıp, Türkiye’nin bir çok noktasında çocuk atölyeleri gerçekleştiren, geçen 3 sene içersinde yüz binlerce çocuk ve aileye ulaşan bir yapı oldu “Legabebe Aktivite”. Tek başıma ve Legabebe olarak başladığım annelik girişimimde, 2015 yılında ‘Ezgi İçli’ ve 2016 yılında ‘Gülderen Murteza’ ile yollarımızı birleştirdik.
    Ve bu birleşim ile markalaşma sürecimiz de yeni bir dönem başladı ve bunu ilk burada söylemekten dolayı çok mutluyum.
    Legabebe büyüdü ve “LegaFun World” oldu!
    “LegaFun World”, 0-12 yaş ihtiyaçlarına cevap veren, Legabebe Aktivite – Legakids Aktivite ve www.legafunshop.com e-ticaret markasını da bünyesinde barındıran ve her geçen gün gelişime açık dinamik bir yapıdır.
    Anneler çocuklarıyla beraber, LegaFun World’de , “Eğlencenin Oyun Hali”ne, www.legafunshop.com ile de “Oyun I Hayal I Eğlence” dünyasına girecekler. LegaFun World güvenin, empatinin, eğlenirken öğrenmenin, paylaşmanın ve en önemlisi sevginin merkezi olarak, annelerin ihtiyaçlarına çözüm üretmeye devam edecek.

    – İnsanlar neler bulacak burada?
    Anneler, “LegaFun World” ile çocukları için oyun dünyası yaratmayı öğrenecek, empati kuracak, çocuklarının dünyasına dahil olacaklar. “Legafun Shop” ile zaman kaybetmeden tüm aradıklarını tek bir yerde bulacak, tüm enerjilerini keyifle oyun oynayan çocuklarına eşlik etmeye harcayacaklar.
    Çocuklar, “LegaFun World” istasyonlarında haftanın her günü bir araya gelerek, paylaşmayı, arkadaşlığı, karşılıksız sevgiyi öğrenecekler.

    – Peki başka yeni projeleriniz var mıdır?
    Biz öyle bir ekibiz ki, projelerimiz hiç bitmiyor. Günün 24 saat olması bizi yavaşlatan en büyük etken diyebilirim 🙂 2012 yılından beri değişime açık ve üretken yapımız yıllar boyu devam edecek. “LegaFun World” ile her zaman annelerin ve çocuklarının yanında olup ihtiyaçlarına, sevgi dolu çözümler üreteceğiz.

    Victoria Beckham Kızını Öptü, Ortalık Karıştı

    Dünyanın en popüler annesi Victoria Beckham, kızı Harper’ın doğum gününde sosyal medya üzerinden yukarıdaki fotoğrafı paylaşarak altına şu notu yazdı: “Doğum günün kutlu olsun bebeğim, seni çok seviyoruz.”

    Ancak fotoğraf pek çok ‘like almanın’ yanı sıra ciddi tepkinin de kaynağı oldu. Kimi kullanıcılar Victoria Beckham’ın kızını dudağından öpmesinin rahatsız edici olduğunu söylerken, bu durumu masum karşılayıp sahip çıkanlarda oldu. Hatta artan tepkiler üzerine kimi ebeveynler Victoria Beckham’a destek vermek için çocuklarını dudaklarından öptükleri fotoğrafları paylaştılar.

    Bir süre gündemi meşkul eden paylaşım ülkemizde yakın zamanda yaşanan benzer bir olayı hatırlattı. Ünlü bloggerlardan Nihan Kayalıoğlu, benzer paylaşımı nedeniyle tepki almış, hatta instagram hesabının kapatılması gündeme gelmişti.

    Öte yandan uzmanlar, çocukları hastalıklardan korumak ve cinsel taciz meselesinde algılarını geliştirmek amacıyla dudaktan öpülmesine karşı çıkıyor.

    Annemi Yetiştiriyorum!

    Özlem Açar’ın kaleme aldığı “Annemi Yetiştiriyorum” kitabı, raflarda yerini aldı. Alışıldık pek çok anne-çocuk yayınından farklı bir noktada duran kitabın en can alıcı sloganı ise şöyle:

    “Hayat yolunda yürürken evlat ışığı önünü aydınlatacaktır. Yavruna duyduğun aşk, ihtiyacın olan gücü sana verecektir sevgili annecik :)”

    Kitapta, dünyaya gelen bebek ile birlikte aslında doğan anneye çağrı bölümü ise şöyle: “Bebek doğduğu zaman bir de anne doğar. Sudan çıkmış balıktan farklı değildir bu taze anne. Endişeli, ürkek, kaygılı ve şaşkındır. Bildiği her şeyi unutmuştur. İçinden henüz çıkan o minicik yavrunun kendisinin olduğunu idrak etmeye çalışıyor, arada aklını kaçıracak gibi oluyordur. Kalbindeki sevgi patlaması bedenine yayılıyor, dışarı çıkacak yer bulamıyordur. Bu yüzdendir lohusanın alev alev yanması, bu yüzdendir duygusal olması, her an ağlamaya hazır olması.”

    Nasıl çok eğlenceli değil mi? Özlem Açar’ın güzel kaleminden çıkan kitabı özellikle yeni anne olacak olanların okumasını öneriyoruz.

    P&G Olimpiyatlar Sergisi İstanbul’da

    Muhammed Ali’nin boks eldiveninden Michael Jordan’ın imzalı ayakkabısına kadar çok özel parçalar P&G Olimpiyatlar Sergisi için İstanbul’da…

    Türkiye’nin bu ilk Olimpiyat Sergisi, Olimpiyat Oyunları’nın global sponsoru P&G ve Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) iş birliğiyle Akasya Acıbadem AVM’nin Kuzey Giriş alanında açıldı. Sergi, 31 Ağustos’a kadar ücretsiz olarak gezilebilecek.

    Sergide olimpiyat tarihine damgasını vurmuş pek çok sporcunun eşyaları sergileniyor. Geçtiğimiz aylarda kaybettiğimiz efsane boksör Muhammed Ali’nin imzalı boks eldivenleri de bu özel parçalardan biri. Sergide ayrıca “basketbolun majestesi” olarak kabul edilen Michael Jordan’ın ayakkabısı ve Türk güreşinin simge ismi Yaşar Doğu’nun madalyaları ile karşılaşmalarda giydiği mayolar da yer alıyor. Yaşar Doğu’nun 6 olimpiyat madalyası bulunuyor.

    P&G Olimpiyatlar Sergisi, ABD’li yüzücü Mark Spitz’in madalyası ve 1931 Olimpiyat meşalesi gibi Olimpiyat Oyunları tarihinde çok özel yere sahip birçok özel parçayı da içeriyor.

    Sergi alanında, Naim Süleymanoğlu’nun 1988 yılında Seul’da kırdığı dünya halter rekorunu deneyimlemek de mümkün.

    Senin Kalbinde #kaçkutu Var!

    Kanserli Çocuklara Umut Vakfı (KAÇUV), “#kaçkutu” adı altında yeni bir sosyal sorumluluk projesi başlattı. Proje, çocukluk çağı kanseri nedeniyle ortalama 6 ay ile 2 yıl arasında hastanede kalan çocukların temel ihtiyaçları gözönünde bulundurularak hazırlandı. Bu amaçla, ‘Aile ve Çocuk Destek Kutusu’, ‘Gıda ve Hastane Destek Kutusu’, ‘Eğitim ve Etkinlik Kutusu’ adı altında üç bölümden oluşan Kaç Kutu projesini, İstanbul’da bulunan 10 kamu hastanesinde tedavi gören 175 çocuğu kapsayacak şekilde hayata geçirdi. KAÇUV, söz konusu kutular üzerinden her ay düzenli olacak şekilde çocukların gıda, temizlik ve psiko-sosyal ihtiyaçlarını karşılamayı hedefliyor.

    Gönderilen kutuların her çocuğun ve ailenin hayatına umut ve mutluluk getirmesini hedefleyerek yola çıkan KAÇUV, Kaç Kutu Projesi’ne bağış yapmak isteyenleri “www.kackutu.org” sitesine bekliyor.

    İBS 2022
    Türkiye’nin en Trend Anne Bebek Çocuk Fuarı İBS'de yer almak için bizimle iletişime geçin...
    Sosyal Medya
    İletişim Bilgileri